Mavi Kumsalda Bluey ile Yıldız Toplama
Bir zamanlar, denizin hemen kıyısında, pamuk gibi yumuşak kumları olan minicik bir koy vardı. Bu koyun adı Mavi Kumsal’dı. Güneş, suyun üzerinde parlarken, dalgalar sanki bir ninni söyler gibi usulca kıyıya vururdu. Orada, sevimli mi sevimli bir kız çocuğu yaşardı. Adı Nil’di. Nil’in en yakın arkadaşı ise, mavi ve turuncu tüyleriyle neşe saçan, sevimli bir köpek olan Bluey’di.
Bir akşamüstü, Nil ve Bluey kumsalda yürürken, suyun kenarında parlayan bir şey gördüler. Minicik, yıldız şeklinde, bembeyaz kabuklar! Her dalga geldiğinde, kumun üzerine yeni yıldız kabukları bırakıyordu. Nil çok sevindi. “Bluey, bak! Deniz bize yıldız hediye ediyor!” dedi. Bluey kuyruğunu salladı ve sevinçle havladı: “Hav hav!”
Nil ve Bluey, kabukları toplamaya başladılar. Nil bir tane aldı, Bluey de burnuyla kuma dokunarak başka bir tane buldu. Birlikte çok eğleniyorlardı. Derken, Nil uzakta, küçük bir yengecin kocaman bir kabuğu taşımaya çalıştığını gördü. Yengeç çok zorlanıyordu. Nil hemen yanına gitti. “Merak etme, sana yardım edebilir miyim?” diye sordu. Yengeç minnettar bir şekilde kıskaçlarını salladı. Nil, kabuğu nazikçe aldı ve yengecin yuvasının yakınına bıraktı. Yengeç, teşekkür eder gibi kısa bir süre durdu, sonra mutlu bir şekilde kayaların arasına kaydı.
Bluey, Nil’in yaptığı bu iyiliği görünce, ona yaklaştı ve başını Nil’in bacaklarına sürtündü. Nil, Bluey’nin tüylerini okşadı. “Biliyor musun Bluey, paylaşmak ve yardım etmek çok güzel bir şey. Tıpkı denizin bize bu yıldızları vermesi gibi, biz de başkalarına yardım edebiliriz,” dedi. Bluey, sanki onu anlıyormuş gibi başını salladı.
Güneş batmaya başladı, gökyüzü pembe ve turuncuya boyandı. Nil, topladığı yıldız kabuklarını kumdan yaptıkları küçük bir kalenin tepesine yerleştirdi. “Bu kale artık bizim dostluk kalesi!” diye bağırdı. Bluey, kalenin etrafında neşeyle zıpladı. Sonra ikisi de yan yana oturdular, dalgaların sesini dinlediler. Nil, Bluey’ye sarıldı ve gözlerini kapattı. Deniz onlara huzur fısıldıyordu. O gece, Nil ve Bluey, yıldızların ışığında, en tatlı uykuya daldılar. Ve rüyalarında, denizin altında yüzen dost canlısı balıklarla birlikte dans ettiler.
Bir akşamüstü, Nil ve Bluey kumsalda yürürken, suyun kenarında parlayan bir şey gördüler. Minicik, yıldız şeklinde, bembeyaz kabuklar! Her dalga geldiğinde, kumun üzerine yeni yıldız kabukları bırakıyordu. Nil çok sevindi. “Bluey, bak! Deniz bize yıldız hediye ediyor!” dedi. Bluey kuyruğunu salladı ve sevinçle havladı: “Hav hav!”
Nil ve Bluey, kabukları toplamaya başladılar. Nil bir tane aldı, Bluey de burnuyla kuma dokunarak başka bir tane buldu. Birlikte çok eğleniyorlardı. Derken, Nil uzakta, küçük bir yengecin kocaman bir kabuğu taşımaya çalıştığını gördü. Yengeç çok zorlanıyordu. Nil hemen yanına gitti. “Merak etme, sana yardım edebilir miyim?” diye sordu. Yengeç minnettar bir şekilde kıskaçlarını salladı. Nil, kabuğu nazikçe aldı ve yengecin yuvasının yakınına bıraktı. Yengeç, teşekkür eder gibi kısa bir süre durdu, sonra mutlu bir şekilde kayaların arasına kaydı.
Bluey, Nil’in yaptığı bu iyiliği görünce, ona yaklaştı ve başını Nil’in bacaklarına sürtündü. Nil, Bluey’nin tüylerini okşadı. “Biliyor musun Bluey, paylaşmak ve yardım etmek çok güzel bir şey. Tıpkı denizin bize bu yıldızları vermesi gibi, biz de başkalarına yardım edebiliriz,” dedi. Bluey, sanki onu anlıyormuş gibi başını salladı.
Güneş batmaya başladı, gökyüzü pembe ve turuncuya boyandı. Nil, topladığı yıldız kabuklarını kumdan yaptıkları küçük bir kalenin tepesine yerleştirdi. “Bu kale artık bizim dostluk kalesi!” diye bağırdı. Bluey, kalenin etrafında neşeyle zıpladı. Sonra ikisi de yan yana oturdular, dalgaların sesini dinlediler. Nil, Bluey’ye sarıldı ve gözlerini kapattı. Deniz onlara huzur fısıldıyordu. O gece, Nil ve Bluey, yıldızların ışığında, en tatlı uykuya daldılar. Ve rüyalarında, denizin altında yüzen dost canlısı balıklarla birlikte dans ettiler.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!