Metehan ve Sevimli Dinazor Bulut
Metehan, üç yaşında, minicik elleriyle her sabah en sevdiği oyuncağına sarılan tatlı bir çocuktu. Onun en sevdiği şey, rengârenk bir dinazordu. O dinazorun adı Bulut’tu; çünkü upuzun boynu vardı ve sırtındaki pembe benekler bulutları andırıyordu. Her gece yatmadan önce annesi ona masal okur, Metehan da Bulut’u kucağına alır, dinlerdi.
Bir gece, Metehan gözlerini kapattığında minik dinazor Bulut canlandı. “Metehan, hadi maceraya gidelim!” dedi sevecen bir sesle. Metehan şaşırdı, ama korkmadı; çünkü Bulut çok tanıdıktı. Hemen elini tuttu ve birlikte yastıktan bir kapı açıldı. İçinden rengârenk bir orman görünüyordu.
Ormanda kelebekler uçuşuyor, çiçekler gülümsüyordu. Bir ağacın dallarında minik bir kuş ağlıyordu. “Neden ağlıyorsun?” diye sordu Metehan. Kuş, “Yuva yapmak için ince dallar bulamıyorum,” dedi. Metehan ve Bulut hemen yardım etmek istediler. Metehan yerdeki en ince, en sağlam dalları topladı. Bulut da uzun boynuyla ağacın tepesine ulaştı ve dalları özenle yerleştirdi. Kuş sevinçle öttü: “Teşekkür ederim, iyi arkadaşlar!”
Sonra bir nehrin kenarına geldiler. Bir tavşan, nehirde yüzen bir yaprağa yetişmeye çalışıyordu. Üzerinde minik çilekler vardı ve onları kardeşine götürmek istiyordu. Metehan kollarını uzattı, ama yetişemedi. Neşeyle Bulut, başını suya eğdi ve yaprağı usulca kıyıya itti. Tavşan çok mutlu oldu: “Paylaşmayı seviyorum, siz de benimle bir çilek yer misiniz?” Hep birlikte çilekleri yediler ve kahkahalar attılar.
Güneş batarken, Bulut “Eve dönme vakti,” dedi. Metehan bulut kadar yumuşak bir uyku getiren sihirli bir toz serpti. Gözlerini açtığında odasındaydı, Bulut hâlâ kucağındaydı. Metehan annesine sarıldı ve “Dostluk her şeyi güzelleştiriyor,” diye fısıldadı. O gece rüyasında yine Bulut’la maceralara atıldı. Çünkü iyilik ve sevgi dolu her kalp, her gece yeni bir masal bulur.
Bir gece, Metehan gözlerini kapattığında minik dinazor Bulut canlandı. “Metehan, hadi maceraya gidelim!” dedi sevecen bir sesle. Metehan şaşırdı, ama korkmadı; çünkü Bulut çok tanıdıktı. Hemen elini tuttu ve birlikte yastıktan bir kapı açıldı. İçinden rengârenk bir orman görünüyordu.
Ormanda kelebekler uçuşuyor, çiçekler gülümsüyordu. Bir ağacın dallarında minik bir kuş ağlıyordu. “Neden ağlıyorsun?” diye sordu Metehan. Kuş, “Yuva yapmak için ince dallar bulamıyorum,” dedi. Metehan ve Bulut hemen yardım etmek istediler. Metehan yerdeki en ince, en sağlam dalları topladı. Bulut da uzun boynuyla ağacın tepesine ulaştı ve dalları özenle yerleştirdi. Kuş sevinçle öttü: “Teşekkür ederim, iyi arkadaşlar!”
Sonra bir nehrin kenarına geldiler. Bir tavşan, nehirde yüzen bir yaprağa yetişmeye çalışıyordu. Üzerinde minik çilekler vardı ve onları kardeşine götürmek istiyordu. Metehan kollarını uzattı, ama yetişemedi. Neşeyle Bulut, başını suya eğdi ve yaprağı usulca kıyıya itti. Tavşan çok mutlu oldu: “Paylaşmayı seviyorum, siz de benimle bir çilek yer misiniz?” Hep birlikte çilekleri yediler ve kahkahalar attılar.
Güneş batarken, Bulut “Eve dönme vakti,” dedi. Metehan bulut kadar yumuşak bir uyku getiren sihirli bir toz serpti. Gözlerini açtığında odasındaydı, Bulut hâlâ kucağındaydı. Metehan annesine sarıldı ve “Dostluk her şeyi güzelleştiriyor,” diye fısıldadı. O gece rüyasında yine Bulut’la maceralara atıldı. Çünkü iyilik ve sevgi dolu her kalp, her gece yeni bir masal bulur.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!