Atilla ve Küçük Kırmızı Araba
Bir zamanlar, yemyeşil ağaçların ve rengarenk çiçeklerin olduğu şirin bir köyde, Atilla adında dört yaşında çok tatlı bir çocuk yaşarmış. Atilla’nın en sevdiği şey oyuncak arabalarıymış. Özellikle de kırmızı, parlak bir arabası varmış. Onunla saatlerce oynar, “Vın vın!” diyerek odasında gezdirirmiş.
Bir sabah, Atilla bahçede kırmızı arabasıyla oynarken, komşusunun oğlu Can da dışarı çıkmış. Can, Atilla’nın arabasını görünce çok beğenmiş. “Atilla, arabanla biraz oynayabilir miyim?” diye sormuş. Atilla önce biraz duraksamış, çünkü arabasını çok seviyormuş. Ama sonra gülümsemiş ve “Tabii Can, buyur!” demiş. İki arkadaş birlikte arabayı sürmüşler. Biri “Düt düt!” diye korna çalmış, diğeri “Vın vın!” diye bağırmış. Çok eğlenmişler.
O sırada yaşlı komşuları Ayşe Teyze, elinde kocaman bir kutu ile bahçeye girmiş. Kutu ağır olduğu için zorlanıyormuş. Atilla hemen koşup, “Ayşe Teyze, sana yardım edebilir miyim?” demiş. Can da hemen yanlarına gelmiş. İkisi birlikte kutuyu taşımışlar. Ayşe Teyze çok sevinmiş ve onlara teşekkür etmiş. “Siz ne kadar iyi kalpli çocuklarsınız!” demiş.
Sonra Atilla, Can’a dönüp, “İstersen arabamla birlikte oynayalım, ama sırayla sürelim. Böylece ikimiz de mutlu oluruz,” demiş. Can da çok sevinmiş. Birlikte kumdan yollar yapmışlar, arabayı park etmişler, küçük taşlardan evler yapmışlar. Gün boyu dostluk içinde oynamışlar.
Akşam olunca annesi Atilla’yı yemeğe çağırmış. Atilla, Can’a, “Yarın yine oynayalım mı?” diye sormuş. Can, “Elbette, çok isterim!” demiş. Atilla, o gece yatağına yattığında, kırmızı arabasını yanına almış. Annesi ona masal okumuş. Atilla, gözlerini kapatmadan önce, “Bugün arkadaşlarımla oynamak çok güzeldi. Paylaşmak ne güzel bir şey!” demiş.
Ve tatlı bir uykuya dalmış. Rüyasında kırmızı arabasıyla gökyüzünde uçmuş, bulutlara yollar çizmiş. Ama en güzel şey, rüyasında Can’ı ve diğer arkadaşlarını da yanına almış. Hep birlikte mutlu mutlu gülümsemişler.
İşte Atilla, böylece dostluğun ve paylaşmanın en güzel hazine olduğunu öğrenmiş. Herkesin bir arabası olmasa da, sevgi ve dostluk herkese yeter.
Bir sabah, Atilla bahçede kırmızı arabasıyla oynarken, komşusunun oğlu Can da dışarı çıkmış. Can, Atilla’nın arabasını görünce çok beğenmiş. “Atilla, arabanla biraz oynayabilir miyim?” diye sormuş. Atilla önce biraz duraksamış, çünkü arabasını çok seviyormuş. Ama sonra gülümsemiş ve “Tabii Can, buyur!” demiş. İki arkadaş birlikte arabayı sürmüşler. Biri “Düt düt!” diye korna çalmış, diğeri “Vın vın!” diye bağırmış. Çok eğlenmişler.
O sırada yaşlı komşuları Ayşe Teyze, elinde kocaman bir kutu ile bahçeye girmiş. Kutu ağır olduğu için zorlanıyormuş. Atilla hemen koşup, “Ayşe Teyze, sana yardım edebilir miyim?” demiş. Can da hemen yanlarına gelmiş. İkisi birlikte kutuyu taşımışlar. Ayşe Teyze çok sevinmiş ve onlara teşekkür etmiş. “Siz ne kadar iyi kalpli çocuklarsınız!” demiş.
Sonra Atilla, Can’a dönüp, “İstersen arabamla birlikte oynayalım, ama sırayla sürelim. Böylece ikimiz de mutlu oluruz,” demiş. Can da çok sevinmiş. Birlikte kumdan yollar yapmışlar, arabayı park etmişler, küçük taşlardan evler yapmışlar. Gün boyu dostluk içinde oynamışlar.
Akşam olunca annesi Atilla’yı yemeğe çağırmış. Atilla, Can’a, “Yarın yine oynayalım mı?” diye sormuş. Can, “Elbette, çok isterim!” demiş. Atilla, o gece yatağına yattığında, kırmızı arabasını yanına almış. Annesi ona masal okumuş. Atilla, gözlerini kapatmadan önce, “Bugün arkadaşlarımla oynamak çok güzeldi. Paylaşmak ne güzel bir şey!” demiş.
Ve tatlı bir uykuya dalmış. Rüyasında kırmızı arabasıyla gökyüzünde uçmuş, bulutlara yollar çizmiş. Ama en güzel şey, rüyasında Can’ı ve diğer arkadaşlarını da yanına almış. Hep birlikte mutlu mutlu gülümsemişler.
İşte Atilla, böylece dostluğun ve paylaşmanın en güzel hazine olduğunu öğrenmiş. Herkesin bir arabası olmasa da, sevgi ve dostluk herkese yeter.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!