Belis ile Kutay’ın Dostluk Ormanı
Bir zamanlar, rengarenk çiçeklerin açtığı, kuşların cıvıl cıvıl şarkı söylediği yemyeşil bir orman varmış. Bu ormanda, minicik bir tavşan olan Pamuk ile sevimli bir dinozor olan Dino yaşarmış. Pamuk’un tüyleri kar gibi beyaz, kulakları da uzun ve pembe içliymiş. Dino ise minicik, yeşil pullu ve kocaman dost canlısı gözlere sahipmiş. İkisi de çok iyi arkadaşlarmış, ama bazen birlikte oynamaktan çok, kendi başlarına oynamayı severlermiş.
Bir gün Pamuk, ormanın en güzel havuçlarını toplamak için tek başına yola çıkmış. Dino da, en yüksek ağaca tırmanıp manzarayı seyretmek istemiş. Ama çok geçmeden Pamuk, havuçların olduğu tarlayı bulamayınca üzülmüş. Dino ise ağaca tırmanmaya çalışırken kaymış ve yumuşak bir çalılığa düşmüş. İkisi de yalnız başlarına hiç eğlenemediklerini fark etmişler.
Tam o sırada, masmavi bir elbisesi ve parlayan tacıyla bir prenses belirmiş. Bu prenses, ormanın en iyi kalpli prensesiymiş. Adı Belis’miş. Belis, Pamuk’un ve Dino’nun üzgün olduğunu görmüş. Yanlarına gelip gülümseyerek, “Merhaba küçük dostlar! Neden yalnız oynuyorsunuz? Birlikte oynamak daha eğlenceli değil mi?” demiş.
Pamuk, “Havuçları bulamadım,” demiş üzgün üzgün. Dino da, “Ağaca tırmanamadım,” diye eklemiş. Belis gülmüş: “Sorun değil! Birlikte çalışırsak her şeyi buluruz. Haydi, size en güzel havuç tarlasını göstereyim, sonra da birlikte ağaca tırmanmayı deneyelim. Ben sizinle oynarken çok mutlu olurum!”
Belis, Pamuk’u ve Dino’yu yanına almış. Üçü birlikte ormanın içinde yürümüşler. Belis onlara havuç tarlasını göstermiş, sonra da en alçak dalından tutarak Dino’nun ağaca çıkmasına yardım etmiş. Pamuk da sevinçle zıplamış. Üçü birlikte o kadar çok eğlenmişler ki, güneş bile batmış. Gökyüzü turuncu ve pembe renklere boyanmış.
Belis, “Görüyorsunuz ya, paylaşınca ve yardımlaşınca her şey daha güzel oluyor. Dostluk, en büyük hazinedir,” demiş. Pamuk ve Dino, Belis’e sarılmışlar. O günden sonra üçü hep birlikte oynamışlar, hep birlikte gülmüşler. Ve orman, sevgi dolu kahkahalarla dolup taşmış.
Gökyüzüne yıldızlar serpilirken, Belis, Pamuk ve Dino yorgun ama mutlu bir şekilde uykuya dalmışlar. Rüyalarında bile dostluklarının sıcaklığını hissetmişler.
İyi geceler, sevgi dolu rüyalar.
Bir gün Pamuk, ormanın en güzel havuçlarını toplamak için tek başına yola çıkmış. Dino da, en yüksek ağaca tırmanıp manzarayı seyretmek istemiş. Ama çok geçmeden Pamuk, havuçların olduğu tarlayı bulamayınca üzülmüş. Dino ise ağaca tırmanmaya çalışırken kaymış ve yumuşak bir çalılığa düşmüş. İkisi de yalnız başlarına hiç eğlenemediklerini fark etmişler.
Tam o sırada, masmavi bir elbisesi ve parlayan tacıyla bir prenses belirmiş. Bu prenses, ormanın en iyi kalpli prensesiymiş. Adı Belis’miş. Belis, Pamuk’un ve Dino’nun üzgün olduğunu görmüş. Yanlarına gelip gülümseyerek, “Merhaba küçük dostlar! Neden yalnız oynuyorsunuz? Birlikte oynamak daha eğlenceli değil mi?” demiş.
Pamuk, “Havuçları bulamadım,” demiş üzgün üzgün. Dino da, “Ağaca tırmanamadım,” diye eklemiş. Belis gülmüş: “Sorun değil! Birlikte çalışırsak her şeyi buluruz. Haydi, size en güzel havuç tarlasını göstereyim, sonra da birlikte ağaca tırmanmayı deneyelim. Ben sizinle oynarken çok mutlu olurum!”
Belis, Pamuk’u ve Dino’yu yanına almış. Üçü birlikte ormanın içinde yürümüşler. Belis onlara havuç tarlasını göstermiş, sonra da en alçak dalından tutarak Dino’nun ağaca çıkmasına yardım etmiş. Pamuk da sevinçle zıplamış. Üçü birlikte o kadar çok eğlenmişler ki, güneş bile batmış. Gökyüzü turuncu ve pembe renklere boyanmış.
Belis, “Görüyorsunuz ya, paylaşınca ve yardımlaşınca her şey daha güzel oluyor. Dostluk, en büyük hazinedir,” demiş. Pamuk ve Dino, Belis’e sarılmışlar. O günden sonra üçü hep birlikte oynamışlar, hep birlikte gülmüşler. Ve orman, sevgi dolu kahkahalarla dolup taşmış.
Gökyüzüne yıldızlar serpilirken, Belis, Pamuk ve Dino yorgun ama mutlu bir şekilde uykuya dalmışlar. Rüyalarında bile dostluklarının sıcaklığını hissetmişler.
İyi geceler, sevgi dolu rüyalar.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!