Miray ve Işıltılı Prenses Ormanı
Bir zamanlar, Miray adında beş yaşında küçük bir kız varmış. Miray, her akşam annesinin anlattığı prenses masallarını dinlemeyi çok severmiş. En büyük hayali, bir prenses olup parlayan elbisesiyle ormanda dolaşmaktı.
Bir gece, Miray’ın odasının penceresinden küçük bir ışık süzülmüş. Işığın içinden, elinde sihirli bir değnek olan küçük bir peri kızı çıkmış. Perinin adı Pırıltı’ymış. “Merhaba Miray! Seni prensesler diyarına götürmeye geldim,” demiş Pırıltı. Miray heyecanla perinin elini tutmuş. Bir anda odaları yok olmuş, yerini rengârenk çiçeklerle dolu bir orman almış.
Ormanda her şey ışıldıyormuş. Ağaçların yaprakları gümüş, çiçeklerin taç yaprakları elmastanmış. Ortada ise prenseslerin toplandığı bir şato varmış. Miray, şatonun kapısından içeri girdiğinde üzerine prenses elbisesi geçirmiş. “Artık sen de bir prenssin, Miray!” demiş Pırıltı.
Fakat ormanda bir sorun varmış: Çiçekler solmaya başlamış. Çünkü kelebekler çiçeklerin tozlarını almayı unutmuş. Miray prenses olarak yardım etmek istemiş. “Hadi hep birlikte kelebekleri çağıralım,” demiş. Bütün prensesler el ele tutuşmuş, Miray sihirli değneği sallamış. “Sevgi tozu, uçun kelebekler, çiçekler yeniden açsın, bahar gelsin!” demiş. Değnekten çıkan altın tozları ormana yayılmış. Her yere rengârenk kelebekler uçuşmuş. Çiçekler yeniden açmış, orman daha da güzel olmuş.
Pırıltı, “Miray, prenses olmanın en güzel yanı yardım etmektir. Sen bunu çok güzel yaptın,” demiş. Miray mutlulukla gülümsemiş. O gece ormanda prenseslerle dans etmiş, şarkılar söylemiş. Sonra Pırıltı onu yatağına geri getirmiş. Miray gözlerini kapatırken, “Yarın da prenses olup çiçeklere yardım edeceğim,” diye mırıldanmış.
Ve o gece Miray, sevgiyle büyüyen bir prenses olduğunu hayal ederek huzurla uyumuş.
Bir gece, Miray’ın odasının penceresinden küçük bir ışık süzülmüş. Işığın içinden, elinde sihirli bir değnek olan küçük bir peri kızı çıkmış. Perinin adı Pırıltı’ymış. “Merhaba Miray! Seni prensesler diyarına götürmeye geldim,” demiş Pırıltı. Miray heyecanla perinin elini tutmuş. Bir anda odaları yok olmuş, yerini rengârenk çiçeklerle dolu bir orman almış.
Ormanda her şey ışıldıyormuş. Ağaçların yaprakları gümüş, çiçeklerin taç yaprakları elmastanmış. Ortada ise prenseslerin toplandığı bir şato varmış. Miray, şatonun kapısından içeri girdiğinde üzerine prenses elbisesi geçirmiş. “Artık sen de bir prenssin, Miray!” demiş Pırıltı.
Fakat ormanda bir sorun varmış: Çiçekler solmaya başlamış. Çünkü kelebekler çiçeklerin tozlarını almayı unutmuş. Miray prenses olarak yardım etmek istemiş. “Hadi hep birlikte kelebekleri çağıralım,” demiş. Bütün prensesler el ele tutuşmuş, Miray sihirli değneği sallamış. “Sevgi tozu, uçun kelebekler, çiçekler yeniden açsın, bahar gelsin!” demiş. Değnekten çıkan altın tozları ormana yayılmış. Her yere rengârenk kelebekler uçuşmuş. Çiçekler yeniden açmış, orman daha da güzel olmuş.
Pırıltı, “Miray, prenses olmanın en güzel yanı yardım etmektir. Sen bunu çok güzel yaptın,” demiş. Miray mutlulukla gülümsemiş. O gece ormanda prenseslerle dans etmiş, şarkılar söylemiş. Sonra Pırıltı onu yatağına geri getirmiş. Miray gözlerini kapatırken, “Yarın da prenses olup çiçeklere yardım edeceğim,” diye mırıldanmış.
Ve o gece Miray, sevgiyle büyüyen bir prenses olduğunu hayal ederek huzurla uyumuş.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!