Ayten Lina ve Sihirli Yıldız Tozu
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak bir ormanda, rengârenk çiçeklerin açtığı, minik kuşların cıvıldadığı bir yerde, küçük bir kız çocuğu yaşarmış. Bu tatlı kızın adı Ayten Lina imiş. Ayten Lina’nın en sevdiği şey, pembe elbiseli, gülümseyen Barbie bebeğiymiş. Her gece Barbie’sine sarılarak uyur, ona masallar anlatırmış.
Bir akşamüstü, Güneş batarken gökyüzü mor ve turuncuya boyanmış. Ayten Lina, Barbie’siyle birlikte bahçede oynarken, birden parlak bir yıldız parlamış. Yıldızdan minik, ışıltılı bir toz zerresi aşağı süzülmüş. Toz, Barbie’nin pembe elbisesine değmiş ve Barbie canlanmış! “Merhaba Ayten Lina!” demiş Barbie, neşeyle gülümseyerek. “Seninle çok güzel bir maceraya çıkmak ister misin?”
Ayten Lina çok sevinmiş. “İsterim, isterim!” diye sevinçle zıplamış. Barbie, elini uzatmış ve Ayten Lina’yı yanına almış. İkisi birlikte, yıldız tozlarının aydınlattığı bir yolda yürümeye başlamışlar. Yolun sonunda, renkli çiçeklerle dolu, tatlı bir vadiye varmışlar. Vadide minik tavşanlar dans ediyor, kelebekler çiçeklerin üzerinde uçuyormuş.
“Burada herkes çok mutlu,” demiş Ayten Lina. “Neden mi?” diye sormuş Barbie. “Çünkü burada herkes birbirine yardım eder, birbirini sever ve paylaşır.” Ayten Lina, yanında gördüğü minik bir sincabın fındığını taşıyamadığını fark etmiş. Hemen koşup sincaba yardım etmiş. Sincap çok mutlu olmuş ve Ayten Lina’ya bir fındık hediye etmiş.
Sonra, rengârenk bir kelebeğin kanadındaki tozu silkelemesine yardım etmişler. Kelebek, teşekkür ederek onlara en güzel çiçeğin nektarını ikram etmiş. Akşam olurken, Barbie, “Zamanı geldi Ayten Lina, hadi eve dönelim,” demiş. Yıldız tozları yine parlamış ve ikisi Ayten Lina’nın odasına, yatağının kenarına gelmişler.
Barbie, “Artık yatma zamanı,” demiş. Ayten Lina, Barbie’sine sıkıca sarılmış. “Teşekkür ederim Barbie,” diye fısıldamış. O gece, yardım etmenin ve paylaşmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu düşüne düşüne, mutlulukla uykuya dalmış. Ve rüyasında, tüm hayvanlarla birlikte dans ettiğini görmüş. Rüyası bile upuzun, pembe ve yıldız tozlarıyla doluydu. Ayten Lina hep böyle severek, gülümseyerek uyumaya devam etmiş.
Bir akşamüstü, Güneş batarken gökyüzü mor ve turuncuya boyanmış. Ayten Lina, Barbie’siyle birlikte bahçede oynarken, birden parlak bir yıldız parlamış. Yıldızdan minik, ışıltılı bir toz zerresi aşağı süzülmüş. Toz, Barbie’nin pembe elbisesine değmiş ve Barbie canlanmış! “Merhaba Ayten Lina!” demiş Barbie, neşeyle gülümseyerek. “Seninle çok güzel bir maceraya çıkmak ister misin?”
Ayten Lina çok sevinmiş. “İsterim, isterim!” diye sevinçle zıplamış. Barbie, elini uzatmış ve Ayten Lina’yı yanına almış. İkisi birlikte, yıldız tozlarının aydınlattığı bir yolda yürümeye başlamışlar. Yolun sonunda, renkli çiçeklerle dolu, tatlı bir vadiye varmışlar. Vadide minik tavşanlar dans ediyor, kelebekler çiçeklerin üzerinde uçuyormuş.
“Burada herkes çok mutlu,” demiş Ayten Lina. “Neden mi?” diye sormuş Barbie. “Çünkü burada herkes birbirine yardım eder, birbirini sever ve paylaşır.” Ayten Lina, yanında gördüğü minik bir sincabın fındığını taşıyamadığını fark etmiş. Hemen koşup sincaba yardım etmiş. Sincap çok mutlu olmuş ve Ayten Lina’ya bir fındık hediye etmiş.
Sonra, rengârenk bir kelebeğin kanadındaki tozu silkelemesine yardım etmişler. Kelebek, teşekkür ederek onlara en güzel çiçeğin nektarını ikram etmiş. Akşam olurken, Barbie, “Zamanı geldi Ayten Lina, hadi eve dönelim,” demiş. Yıldız tozları yine parlamış ve ikisi Ayten Lina’nın odasına, yatağının kenarına gelmişler.
Barbie, “Artık yatma zamanı,” demiş. Ayten Lina, Barbie’sine sıkıca sarılmış. “Teşekkür ederim Barbie,” diye fısıldamış. O gece, yardım etmenin ve paylaşmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu düşüne düşüne, mutlulukla uykuya dalmış. Ve rüyasında, tüm hayvanlarla birlikte dans ettiğini görmüş. Rüyası bile upuzun, pembe ve yıldız tozlarıyla doluydu. Ayten Lina hep böyle severek, gülümseyerek uyumaya devam etmiş.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!