Defne ve Sihirli Fener
Bir varmış, bir yokmuş. Evlerin çatılarına mehtap düşer, kuşlar uyur, yıldızlar parıldarmış. İşte böyle bir akşamda, küçük Defne, penceresinden gökyüzüne bakarmış. O gece, gökyüzünde parlayan bir yıldız diğerlerinden daha büyük ve daha ışıltılıymış.
Defne, "Ne kadar güzel bir yıldız!" diye mırıldanmış. Tam o sırada, yıldızdan minik bir ışık topu ayrılmış ve odasına doğru süzülmüş. Işık, yavaşça Defne'nin avucuna konmuş. Minik bir fenermiş bu! Fenerin içinde, rengârenk ışıklar dans ediyormuş.
Defne, feneri eline almış. Fener hafifçe parlamış ve içinden tatlı bir ses duyulmuş: "Merhaba Defne! Ben seni görmek için geldim. Haydi, seninle bir maceraya çıkalım!"
Defne çok mutlu olmuş. Fenerin ışığı, odayı öyle güzel aydınlatmış ki, her yer rengârenk olmuş. Birlikte, odanın duvarındaki bir çiçek resmine doğru yürümüşler. Fener, resme dokunmuş ve birden duvar yemyeşil bir çayıra dönüşmüş!
Çayırda rengârenk çiçekler, kelebekler ve minik, sevimli tavşanlar varmış. Bir tavşan, Defne'ye yaklaşmış ve "Seni gördüğüme çok sevindim! Benim adım Pamuk. Çiçeklerin tohumlarını ekmeme yardım eder misin?" demiş.
Defne, "Tabii ki!" diyerek Pamuk'a yardım etmiş. Küçük elleriyle toprağı kazmış, tohumları ekmiş ve üzerini örtmüş. Tam o sırada, fenerin ışığı tohumların üzerine düşmüş ve tohumlar hemen filizlenip rengârenk çiçeklere dönüşmüş. Çiçekler, "Teşekkür ederiz Defne!" diye gülümsemişler.
Sonra, Pamuk tavşan, Defne'ye bir sepet dolusu çilek vermiş. "Bunları ailene götür. Paylaştığın her şey daha da güzelleşir," demiş.
Defne, feneri ve sepeti alıp, odasına geri dönmüş. Duvardaki çiçek resmi yine yerindeymiş. Annesi, "Ne güzel çilekler, kızım!" demiş. Defne, çilekleri ailesiyle paylaşmış ve o gece, mışıl mışıl uyumuş. Rüyasında Pamuk tavşan ve rengârenk çiçekler varmış.
İşte böylece Defne, iyilik yapmanın ve paylaşmanın ne kadar güzel olduğunu öğrenmiş. Sihirli fener, her gece onu korumaya devam etmiş.
Defne, "Ne kadar güzel bir yıldız!" diye mırıldanmış. Tam o sırada, yıldızdan minik bir ışık topu ayrılmış ve odasına doğru süzülmüş. Işık, yavaşça Defne'nin avucuna konmuş. Minik bir fenermiş bu! Fenerin içinde, rengârenk ışıklar dans ediyormuş.
Defne, feneri eline almış. Fener hafifçe parlamış ve içinden tatlı bir ses duyulmuş: "Merhaba Defne! Ben seni görmek için geldim. Haydi, seninle bir maceraya çıkalım!"
Defne çok mutlu olmuş. Fenerin ışığı, odayı öyle güzel aydınlatmış ki, her yer rengârenk olmuş. Birlikte, odanın duvarındaki bir çiçek resmine doğru yürümüşler. Fener, resme dokunmuş ve birden duvar yemyeşil bir çayıra dönüşmüş!
Çayırda rengârenk çiçekler, kelebekler ve minik, sevimli tavşanlar varmış. Bir tavşan, Defne'ye yaklaşmış ve "Seni gördüğüme çok sevindim! Benim adım Pamuk. Çiçeklerin tohumlarını ekmeme yardım eder misin?" demiş.
Defne, "Tabii ki!" diyerek Pamuk'a yardım etmiş. Küçük elleriyle toprağı kazmış, tohumları ekmiş ve üzerini örtmüş. Tam o sırada, fenerin ışığı tohumların üzerine düşmüş ve tohumlar hemen filizlenip rengârenk çiçeklere dönüşmüş. Çiçekler, "Teşekkür ederiz Defne!" diye gülümsemişler.
Sonra, Pamuk tavşan, Defne'ye bir sepet dolusu çilek vermiş. "Bunları ailene götür. Paylaştığın her şey daha da güzelleşir," demiş.
Defne, feneri ve sepeti alıp, odasına geri dönmüş. Duvardaki çiçek resmi yine yerindeymiş. Annesi, "Ne güzel çilekler, kızım!" demiş. Defne, çilekleri ailesiyle paylaşmış ve o gece, mışıl mışıl uyumuş. Rüyasında Pamuk tavşan ve rengârenk çiçekler varmış.
İşte böylece Defne, iyilik yapmanın ve paylaşmanın ne kadar güzel olduğunu öğrenmiş. Sihirli fener, her gece onu korumaya devam etmiş.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!