Duygu'nun Tavşan Dostu
Bir varmış, bir yokmuş. Masmavi gökyüzünün altında, rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçede küçük Duygu yaşarmış. Duygu'nun en sevdiği şey, yumuacık tüylü, kocaman kulaklı tavşanlarmış. Her akşam annesi ona tavşanlı bir hikâye okur, Duygu da minik elleriyle pamuk gibi bir oyuncak tavşana sarılıp uyurmuş.
Bir gün bahçede oynarken, Duygu çalıların arasında minicik, titrek bir şey fark etmiş. Yaklaşınca görmüş ki, gerçek bir tavşan! Tüyleri bembeyaz, burnu pembecik, gözleri ışıl ışıl. Tavşan biraz üzgün duruyormuş. Duygu hemen yanına oturmuş:
"Merhaba, neden üzgünsün?" diye sormuş.
Tavşan, "Kayboldum, evimi bulamıyorum," demiş.
Duygu, "Merak etme, ben sana yardım ederim. Birlikte evini ararız," demiş.
İkisi el ele vermişler. Duygu, tavşana bahçenin en güzel yerlerini göstermiş. Havuç tarlasının yanından geçmişler, sarmaşıklı kulübenin önünden dolaşmışlar. O sırada Duygu cebinden bir havuç çıkarmış, "Bunu seninle paylaşmak isterim," demiş. Tavşan sevinçle havucu yemiş. Sonra da "Ben de sana bu papatyayı hediye edeyim," diyerek bir papatya uzatmış.
Tam o sırada bir ağacın altında tavşanın küçük bir yuvasını görmüşler. Tavşan çok mutlu olmuş: "İşte evim! Teşekkür ederim Duygu, sen çok iyi bir arkadaşsın," demiş.
Duygu da "Arkadaşlık paylaşınca güzelleşir, yardım edince büyür," diye cevap vermiş.
O günden sonra her gün bahçede buluşmuşlar. Birlikte oyunlar oynamışlar, şarkılar söylemişler. Duygu tavşanına havuç getirmiş, tavşan da Duygu'ya en güzel çiçekleri toplamış. Akşamları ise Duygu, tavşanına sarılıp mışıl mışıl uyumuş.
Ve o günden sonra Duygu her akşam, yumuşacık tavşanına sarılarak, arkadaşlığın en güzel hediye olduğunu bilerek huzurla uyumuş. Gökyüzü yıldızlarla dolar, bahçedeki çiçekler gülümsermiş.
Masal burada bitmiş. Duygu şimdi uykuya dalmış, rüyalarında tavşanıyla dans ediyormuş.
İyi geceler Duygu, iyi geceler minik tavşan.
Bir gün bahçede oynarken, Duygu çalıların arasında minicik, titrek bir şey fark etmiş. Yaklaşınca görmüş ki, gerçek bir tavşan! Tüyleri bembeyaz, burnu pembecik, gözleri ışıl ışıl. Tavşan biraz üzgün duruyormuş. Duygu hemen yanına oturmuş:
"Merhaba, neden üzgünsün?" diye sormuş.
Tavşan, "Kayboldum, evimi bulamıyorum," demiş.
Duygu, "Merak etme, ben sana yardım ederim. Birlikte evini ararız," demiş.
İkisi el ele vermişler. Duygu, tavşana bahçenin en güzel yerlerini göstermiş. Havuç tarlasının yanından geçmişler, sarmaşıklı kulübenin önünden dolaşmışlar. O sırada Duygu cebinden bir havuç çıkarmış, "Bunu seninle paylaşmak isterim," demiş. Tavşan sevinçle havucu yemiş. Sonra da "Ben de sana bu papatyayı hediye edeyim," diyerek bir papatya uzatmış.
Tam o sırada bir ağacın altında tavşanın küçük bir yuvasını görmüşler. Tavşan çok mutlu olmuş: "İşte evim! Teşekkür ederim Duygu, sen çok iyi bir arkadaşsın," demiş.
Duygu da "Arkadaşlık paylaşınca güzelleşir, yardım edince büyür," diye cevap vermiş.
O günden sonra her gün bahçede buluşmuşlar. Birlikte oyunlar oynamışlar, şarkılar söylemişler. Duygu tavşanına havuç getirmiş, tavşan da Duygu'ya en güzel çiçekleri toplamış. Akşamları ise Duygu, tavşanına sarılıp mışıl mışıl uyumuş.
Ve o günden sonra Duygu her akşam, yumuşacık tavşanına sarılarak, arkadaşlığın en güzel hediye olduğunu bilerek huzurla uyumuş. Gökyüzü yıldızlarla dolar, bahçedeki çiçekler gülümsermiş.
Masal burada bitmiş. Duygu şimdi uykuya dalmış, rüyalarında tavşanıyla dans ediyormuş.
İyi geceler Duygu, iyi geceler minik tavşan.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!