Mehmet'in Macera Dolu Arabası
Bir varmış, bir yokmuş. Güneşin en tatlı gülümsediği, çiçeklerin en güzel koktuğu bir ülkede, minik bir çocuk yaşarmış. Adı Mehmet'miş. Mehmet'in en sevdiği şey, kırmızı, parlak bir arabaymış. Her gece yatmadan önce, bu arabayı kucağına alır, onunla hayaller kurarmış.
Bir akşam, yatağına uzanan Mehmet, arabasını da yanına koymuş. Gözlerini kapadığında, birdenbire ne görsün? Arabası ışıl ışıl parlamaya başlamış! Minik bir ses duymuş: "Mehmet, gel benimle bir maceraya çıkalım mı?" Mehmet çok sevinmiş. Hemen arabasına binmiş ve birlikte gökyüzüne doğru uçmuşlar.
Uçarken, rengârenk bulutların üzerinde yuvarlanmışlar. Bulutlar pamuk şeker gibi yumuşacıkmış. Sonra, bir ormanın kenarına inmişler. Ormanda, küçük bir tavşan onları karşılamış. Tavşanın ayağına bir diken batmış, yürüyemiyormuş. Mehmet'in arabası hemen bir doktor arabasına dönüşmüş. Mehmet, tavşanın ayağındaki dikeni nazikçe çıkarmış. Tavşan çok mutlu olmuş ve onlara teşekkür etmiş. "Ne kadar yardımsever bir çocuksun, Mehmet!" demiş.
Derken, bir çiçek tarlasına gelmişler. Çiçeklerin hepsi solmak üzereymiş, çünkü susuz kalmışlar. Mehmet'in arabası bu kez bir sulama arabasına dönüşmüş. Minik ellerinle çiçekleri sulamış. Çiçekler hemen canlanmış, başlarını kaldırıp Mehmet'e gülümsemişler. Renkleri daha da parlak olmuş.
Sonra, bir arkadaşları daha olmuş: minik bir kedi yavrusu. Kedi, bir ağacın dalında sıkışıp kalmış. Mehmet, arabasını bir kaldıraç gibi kullanarak kediciği yavaşça aşağı indirmiş. Kedi, minnetle Mehmet'in yanağını yalamış.
Mehmet çok mutluymuş. Bu kadar çok arkadaşa yardım etmiş, hepsiyle oyunlar oynamış. Tam o sırada, annesinin sesi duyulmuş: "Mehmet, uykun gelmedi mi?" Gözlerini açmış, meğer bir rüyaymış. Ama arabası hâlâ yanı başındaymış. O gece, Mehmet arabasına sarılıp mışıl mışıl uyumuş. Çünkü bilirmiş ki, iyi kalpli çocuklar her zaman en güzel maceraları yaşar. Ve uyku, en tatlı masalların başladığı yerdir.
Bir akşam, yatağına uzanan Mehmet, arabasını da yanına koymuş. Gözlerini kapadığında, birdenbire ne görsün? Arabası ışıl ışıl parlamaya başlamış! Minik bir ses duymuş: "Mehmet, gel benimle bir maceraya çıkalım mı?" Mehmet çok sevinmiş. Hemen arabasına binmiş ve birlikte gökyüzüne doğru uçmuşlar.
Uçarken, rengârenk bulutların üzerinde yuvarlanmışlar. Bulutlar pamuk şeker gibi yumuşacıkmış. Sonra, bir ormanın kenarına inmişler. Ormanda, küçük bir tavşan onları karşılamış. Tavşanın ayağına bir diken batmış, yürüyemiyormuş. Mehmet'in arabası hemen bir doktor arabasına dönüşmüş. Mehmet, tavşanın ayağındaki dikeni nazikçe çıkarmış. Tavşan çok mutlu olmuş ve onlara teşekkür etmiş. "Ne kadar yardımsever bir çocuksun, Mehmet!" demiş.
Derken, bir çiçek tarlasına gelmişler. Çiçeklerin hepsi solmak üzereymiş, çünkü susuz kalmışlar. Mehmet'in arabası bu kez bir sulama arabasına dönüşmüş. Minik ellerinle çiçekleri sulamış. Çiçekler hemen canlanmış, başlarını kaldırıp Mehmet'e gülümsemişler. Renkleri daha da parlak olmuş.
Sonra, bir arkadaşları daha olmuş: minik bir kedi yavrusu. Kedi, bir ağacın dalında sıkışıp kalmış. Mehmet, arabasını bir kaldıraç gibi kullanarak kediciği yavaşça aşağı indirmiş. Kedi, minnetle Mehmet'in yanağını yalamış.
Mehmet çok mutluymuş. Bu kadar çok arkadaşa yardım etmiş, hepsiyle oyunlar oynamış. Tam o sırada, annesinin sesi duyulmuş: "Mehmet, uykun gelmedi mi?" Gözlerini açmış, meğer bir rüyaymış. Ama arabası hâlâ yanı başındaymış. O gece, Mehmet arabasına sarılıp mışıl mışıl uyumuş. Çünkü bilirmiş ki, iyi kalpli çocuklar her zaman en güzel maceraları yaşar. Ve uyku, en tatlı masalların başladığı yerdir.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!