Uraz Alp’in Yıldızlar Arası Yolculuğu
Bir zamanlar, gökyüzüne her baktığında gözleri parlayan, minik bir astronot varmış. Adı Uraz Alp’miş. Uraz Alp’in en sevdiği şeyler roketler, astronot kıyafetleri ve rengârenk gezegenlermiş. Her gece yatmadan önce penceresinden yıldızlara bakar, “Acaba Ay’da beni bekleyen bir arkadaşım var mı?” diye düşünürmüş.
Bir gece, Uraz Alp’in odasında minik bir ışık belirmiş. Işık büyümüş, büyümüş ve koskocaman, turuncu bir roket oluvermiş! Roketin kapısı açılmış ve içinden sevimli, gülümseyen bir robot çıkmış. Robot, “Merhaba Uraz Alp! Ben Robot Bili. Seni gezegenleri gezmeye götürmeye geldim. Hadi, kemerini tak!” demiş.
Uraz Alp çok sevinmiş. Hemen roketin içine binmiş. Roket “Vınnn!” diye havalanmış ve bulutların arasından gökyüzüne yükselmiş. İlk durak Ay’mış. Ay, pamuk gibi yumuşacıkmış. Uraz Alp, Ay’ın üzerinde zıplamış, zıplamış, kahkahalar atmış. Robot Bili de ona katılmış. “Ay’da zıplamak çok eğlenceli!” demiş Uraz Alp.
Sonra Mars’a gitmişler. Mars kıpkırmızıymış. Orada minik, dost canlısı bir Mars tavşanı onları karşılamış. Tavşan, Uraz Alp’e kırmızı bir çiçek vermiş. “Bu çiçek, dostluğun rengidir,” demiş. Uraz Alp çiçeği çok sevmiş ve tavşana sarılmış.
Roketleriyle Jüpiter’e doğru yola çıkmışlar. Jüpiter o kadar büyükmüş ki, üzerinde rengârenk bulutlar dans ediyormuş. Uraz Alp, “Ne kadar güzel bir yer!” diye bağırmış. Robot Bili, “Evet, her gezegen kendine özel bir güzellik taşır. Tıpkı senin gibi, Uraz Alp. Sen de çok özel ve sevgi dolusun,” demiş.
En sonunda Dünya’ya dönmüşler. Roket, Uraz Alp’in odasına yumuşacık bir iniş yapmış. Robot Bili, “Uraz Alp, unutma: Gökyüzü ne kadar büyük olursa olsun, sevgi her yere ulaşır. Şimdi gözlerini kapat ve yıldızlar gibi parla,” demiş. Uraz Alp, Robot Bili’ye sarılmış ve “İyi geceler, sevgili dostum,” demiş. O gece, Uraz Alp rüyasında bütün gezegenleri yeniden gezmiş ve hep gülümsemiş. Ve tam o anda, gökyüzündeki bütün yıldızlar ona “İyi geceler, Uraz Alp!” diye fısıldamış.
Bir gece, Uraz Alp’in odasında minik bir ışık belirmiş. Işık büyümüş, büyümüş ve koskocaman, turuncu bir roket oluvermiş! Roketin kapısı açılmış ve içinden sevimli, gülümseyen bir robot çıkmış. Robot, “Merhaba Uraz Alp! Ben Robot Bili. Seni gezegenleri gezmeye götürmeye geldim. Hadi, kemerini tak!” demiş.
Uraz Alp çok sevinmiş. Hemen roketin içine binmiş. Roket “Vınnn!” diye havalanmış ve bulutların arasından gökyüzüne yükselmiş. İlk durak Ay’mış. Ay, pamuk gibi yumuşacıkmış. Uraz Alp, Ay’ın üzerinde zıplamış, zıplamış, kahkahalar atmış. Robot Bili de ona katılmış. “Ay’da zıplamak çok eğlenceli!” demiş Uraz Alp.
Sonra Mars’a gitmişler. Mars kıpkırmızıymış. Orada minik, dost canlısı bir Mars tavşanı onları karşılamış. Tavşan, Uraz Alp’e kırmızı bir çiçek vermiş. “Bu çiçek, dostluğun rengidir,” demiş. Uraz Alp çiçeği çok sevmiş ve tavşana sarılmış.
Roketleriyle Jüpiter’e doğru yola çıkmışlar. Jüpiter o kadar büyükmüş ki, üzerinde rengârenk bulutlar dans ediyormuş. Uraz Alp, “Ne kadar güzel bir yer!” diye bağırmış. Robot Bili, “Evet, her gezegen kendine özel bir güzellik taşır. Tıpkı senin gibi, Uraz Alp. Sen de çok özel ve sevgi dolusun,” demiş.
En sonunda Dünya’ya dönmüşler. Roket, Uraz Alp’in odasına yumuşacık bir iniş yapmış. Robot Bili, “Uraz Alp, unutma: Gökyüzü ne kadar büyük olursa olsun, sevgi her yere ulaşır. Şimdi gözlerini kapat ve yıldızlar gibi parla,” demiş. Uraz Alp, Robot Bili’ye sarılmış ve “İyi geceler, sevgili dostum,” demiş. O gece, Uraz Alp rüyasında bütün gezegenleri yeniden gezmiş ve hep gülümsemiş. Ve tam o anda, gökyüzündeki bütün yıldızlar ona “İyi geceler, Uraz Alp!” diye fısıldamış.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!