Yağız Ali ve Uyuyan Küçük At
Bir varmış bir yokmuş, güneşin her sabah pırıl pırıl doğduğu yeşil bir vadide Yağız Ali adında iki yaşında bir çocuk yaşarmış. Yağız Ali'nin en sevdiği şey atlarmış. Evlerinin bahçesinde oynarken hep at gibi koşar, “İhihihii!” diye seslenirmiş.
Bir gece, Yağız Ali uyumadan önce annesi onu yatağına yatırmış. Tam gözlerini kapatacakken kapısı tık tık tıklamış. Yağız Ali “Kim o?” demiş. Kapıdan küçük, sevimli bir at kafasını uzatmış. Bu at, gökyüzünün en yıldızlı köşesinde yaşayan, adı Pırıltı olan minik bir at mış. Pırıltı’nın tüyleri ay ışığı gibi parlar, yelesinde minik yıldızlar asılı dururmuş.
“Merhaba Yağız Ali, uyuyamıyorum. Bana bir ninni söyler misin?” demiş Pırıltı. Yağız Ali çok sevinmiş, “Tabii ki!” demiş ve “Dandini dandini dastana, Pırıltı gelsin yastığıma” diye mırıldanmış. Pırıltı hemen yanına gelmiş, başını Yağız Ali’nin yastığına koymuş. Ama hâlâ gözleri açık mış.
Yağız Ali, “Belki de seni okşarsam uyursun,” demiş ve eliyle Pırıltı’nın yelesini nazikçe okşamış. O sırada minik bir yıldız pırıldayıp Pırıltı’nın yelesinden kaymış, odanın içinde tatlı bir ışık yayılmış. Pırıltı usulca esnemeye başlamış.
“Şimdi gözlerini kapat ve hayal et,” demiş Yağız Ali. “Birlikte çayırlarda koşuyoruz, kelebekler peşimizden geliyor, çiçekler bize gülümsüyor.” Pırıltı bunu duyunca gözlerini kapatmış. İkisi birlikte derin bir nefes almış, nefes verirken içleri sevgiyle dolmuş.
O anda anne sesi duyulmuş, “İyi geceler oğlum, iyi geceler Pırıltı.” Pırıltı’nın gözleri iyice ağırlaşmış, tatlı bir uykuya dalmış. Yağız Ali de onu öpmüş, “İyi geceler arkadaşım,” demiş. Ve o gece ikisi de rüyalarında birlikte uçan atlar olup gökyüzünde dans etmişler.
Sabah olduğunda Pırıltı gitmiş, ama Yağız Ali’nin kalbinde sevgi dolu bir iz bırakmış. O günden sonra Yağız Ali her uyku öncesi Pırıltı’yı anarak en tatlı rüyalara dalarmış. Masal burada bitmiş, herkes huzur içinde uyumuş.
Bir gece, Yağız Ali uyumadan önce annesi onu yatağına yatırmış. Tam gözlerini kapatacakken kapısı tık tık tıklamış. Yağız Ali “Kim o?” demiş. Kapıdan küçük, sevimli bir at kafasını uzatmış. Bu at, gökyüzünün en yıldızlı köşesinde yaşayan, adı Pırıltı olan minik bir at mış. Pırıltı’nın tüyleri ay ışığı gibi parlar, yelesinde minik yıldızlar asılı dururmuş.
“Merhaba Yağız Ali, uyuyamıyorum. Bana bir ninni söyler misin?” demiş Pırıltı. Yağız Ali çok sevinmiş, “Tabii ki!” demiş ve “Dandini dandini dastana, Pırıltı gelsin yastığıma” diye mırıldanmış. Pırıltı hemen yanına gelmiş, başını Yağız Ali’nin yastığına koymuş. Ama hâlâ gözleri açık mış.
Yağız Ali, “Belki de seni okşarsam uyursun,” demiş ve eliyle Pırıltı’nın yelesini nazikçe okşamış. O sırada minik bir yıldız pırıldayıp Pırıltı’nın yelesinden kaymış, odanın içinde tatlı bir ışık yayılmış. Pırıltı usulca esnemeye başlamış.
“Şimdi gözlerini kapat ve hayal et,” demiş Yağız Ali. “Birlikte çayırlarda koşuyoruz, kelebekler peşimizden geliyor, çiçekler bize gülümsüyor.” Pırıltı bunu duyunca gözlerini kapatmış. İkisi birlikte derin bir nefes almış, nefes verirken içleri sevgiyle dolmuş.
O anda anne sesi duyulmuş, “İyi geceler oğlum, iyi geceler Pırıltı.” Pırıltı’nın gözleri iyice ağırlaşmış, tatlı bir uykuya dalmış. Yağız Ali de onu öpmüş, “İyi geceler arkadaşım,” demiş. Ve o gece ikisi de rüyalarında birlikte uçan atlar olup gökyüzünde dans etmişler.
Sabah olduğunda Pırıltı gitmiş, ama Yağız Ali’nin kalbinde sevgi dolu bir iz bırakmış. O günden sonra Yağız Ali her uyku öncesi Pırıltı’yı anarak en tatlı rüyalara dalarmış. Masal burada bitmiş, herkes huzur içinde uyumuş.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!