Yağızalp ve Işıltılı Futbol Ormanı
Bir varmış, bir yokmuş. Güneşin en tatlı gülümsediği, çiçeklerin en rengarenk açtığı bir ülkede, Yağızalp adında, futbolu çok seven, yedi yaşında bir çocuk yaşarmış. Yağızalp'in en büyük hayali, bir gün ışıl ışıl parlayan bir futbol topuyla, rengarenk bir ormanda maç yapmaktmış.
Bir sabah, pencereden içeri süzülen altın sarısı bir ışık, odasının duvarında dans ediyormuş. Yağızalp bu ışığı takip edince, bahçede kocaman, parlak bir yusyuvarlak top bulmuş. Top o kadar güzelmiş ki, sanki içinde binlerce yıldız parlıyormuş. Topa dokunur dokunmaz, top yumuşacık bir sesle, "Merhaba Yağızalp! Beni takip et, seni Işıltılı Futbol Ormanı'na götüreceğim!" demiş.
Yağızalp heyecanla topun peşinden koşmuş. Biraz sonra kendini, ağaçların yapraklarının minik yeşil futbol topları gibi sallandığı, çiçeklerin ortasında minik kaleler olduğu bir ormanda bulmuş. Ormanda yaşayan hayvanlar onu neşeyle karşılamış. Tavşanlar topu zıplayarak paslaşıyor, sincaplar ağaçların arasında gol atmaya çalışıyor, kuşlar ise neşeyle şarkı söyleyerek maçı yönetiyormuş.
Yağızalp, "Hadi hep birlikte bir maç yapalım!" diye bağırmış. Herkes çok sevinmiş. Takımlar kurulmuş: Tavşanlar ve sincaplar bir takım, Yağızalp ve kuşlar diğer takım. Maç başlamış! Yağızalp, yıldızlı topu ayağıyla harika sürüyormuş. Kuşlar ona kanatlarıyla pas veriyor, tavşanlar da neşeyle zıplayarak topu kapmaya çalışıyormuş. Orman kahkahalarla ve neşeli çığlıklarla dolmuş.
Tam gol atmaya hazırlanırken, Yağızalp minik bir tavşanın topa yetişmek için çok zorlandığını görmüş. Yağızalp durmuş, gülümsemiş ve topu tavşana yumuşacık bir pas vermiş. "Hadi sen gol at!" demiş. Tavşan çok mutlu olmuş, topa minik ayağıyla vurmuş ve gol! Herkes sevinçle zıplamış. Yağızalp, bir arkadaşının mutluluğunun, kendi golünden bile daha güzel olduğunu anlamış.
Maç bitince, güneş batmaya başlamış. Gökyüzü portakal rengine boyanmış. Yıldızlı top, Yağızalp'e dönerek, "Bugün bize en güzel dersi öğrettin: Paylaşmak ve arkadaşlarımıza yardım etmek, kazanmaktan daha değerlidir. Şimdi eve gitme vakti, ama bu anı hep kalbinde taşı!" demiş.
Yağızalp, gözlerini kapatıp açtığında kendini yine odasında bulmuş. Elinde ise minicik, yıldız şeklinde bir taş varmış. O taşa her baktığında, Işıltılı Futbol Ormanı'nı ve arkadaşlarıyla paylaştığı mutluluğu hatırlamış. Ve o gece, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, en tatlı rüyalara dalmış.
Bir sabah, pencereden içeri süzülen altın sarısı bir ışık, odasının duvarında dans ediyormuş. Yağızalp bu ışığı takip edince, bahçede kocaman, parlak bir yusyuvarlak top bulmuş. Top o kadar güzelmiş ki, sanki içinde binlerce yıldız parlıyormuş. Topa dokunur dokunmaz, top yumuşacık bir sesle, "Merhaba Yağızalp! Beni takip et, seni Işıltılı Futbol Ormanı'na götüreceğim!" demiş.
Yağızalp heyecanla topun peşinden koşmuş. Biraz sonra kendini, ağaçların yapraklarının minik yeşil futbol topları gibi sallandığı, çiçeklerin ortasında minik kaleler olduğu bir ormanda bulmuş. Ormanda yaşayan hayvanlar onu neşeyle karşılamış. Tavşanlar topu zıplayarak paslaşıyor, sincaplar ağaçların arasında gol atmaya çalışıyor, kuşlar ise neşeyle şarkı söyleyerek maçı yönetiyormuş.
Yağızalp, "Hadi hep birlikte bir maç yapalım!" diye bağırmış. Herkes çok sevinmiş. Takımlar kurulmuş: Tavşanlar ve sincaplar bir takım, Yağızalp ve kuşlar diğer takım. Maç başlamış! Yağızalp, yıldızlı topu ayağıyla harika sürüyormuş. Kuşlar ona kanatlarıyla pas veriyor, tavşanlar da neşeyle zıplayarak topu kapmaya çalışıyormuş. Orman kahkahalarla ve neşeli çığlıklarla dolmuş.
Tam gol atmaya hazırlanırken, Yağızalp minik bir tavşanın topa yetişmek için çok zorlandığını görmüş. Yağızalp durmuş, gülümsemiş ve topu tavşana yumuşacık bir pas vermiş. "Hadi sen gol at!" demiş. Tavşan çok mutlu olmuş, topa minik ayağıyla vurmuş ve gol! Herkes sevinçle zıplamış. Yağızalp, bir arkadaşının mutluluğunun, kendi golünden bile daha güzel olduğunu anlamış.
Maç bitince, güneş batmaya başlamış. Gökyüzü portakal rengine boyanmış. Yıldızlı top, Yağızalp'e dönerek, "Bugün bize en güzel dersi öğrettin: Paylaşmak ve arkadaşlarımıza yardım etmek, kazanmaktan daha değerlidir. Şimdi eve gitme vakti, ama bu anı hep kalbinde taşı!" demiş.
Yağızalp, gözlerini kapatıp açtığında kendini yine odasında bulmuş. Elinde ise minicik, yıldız şeklinde bir taş varmış. O taşa her baktığında, Işıltılı Futbol Ormanı'nı ve arkadaşlarıyla paylaştığı mutluluğu hatırlamış. Ve o gece, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, en tatlı rüyalara dalmış.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!