Taha'nın Deniz Arabası
Bir varmış, bir yokmuş. Güneşin altın gibi parladığı mavi bir denizin kıyısında, Taha adında sevimli bir çocuk yaşarmış. Taha’nın en sevdiği şey, babasının ona hediye ettiği küçük kırmızı arabaymış. Bu araba o kadar hızlı ve güzelmiş ki, Taha her gün onunla oynar, hayal dünyasında nice maceralara atılırmış.
Bir sabah, Taha arabasıyla kumsalda gezinirken, denizden minik bir yunus seslenmiş: "Merhaba Taha! Ben Yunus Pırıltı. Denizin altında ne harikalar var, görmek ister misin?" Taha çok sevinmiş ama endişelenmiş: "Ama arabam suda gidemez ki!" Tam o sırada, deniz kabuklarından bir peri belirmiş. Üzerinde ışıl ışıl pullar olan peri, gülümseyerek arabaya dokunmuş. Aniden arabanın tekerlekleri yüzgeçlere, gövdesi de pırıl pırıl bir deniz altı aracına dönüşmüş! "Artık hem karada hem denizde gidebilirsin," demiş peri.
Taha çok mutlu olmuş. Arabasına atlayıp denize dalmış. Yunus Pırıltı ona rehberlik etmiş. Mercan ormanlarının arasında yüzmüşler, rengârenk balıklarla yarış yapmışlar. Taha, yolda karşılaştığı küçük bir kaplumbağanın kabuğuna takılan bir yosunu çıkarmış, ona yardım etmiş. Kaplumbağa "Teşekkür ederim Taha! Sen ne iyi kalpli bir çocuksun," demiş. Sonra birlikte bir midye bahçesine gitmişler. Midyeler, Taha’ya içlerindeki incileri gösterip "Sevgiyle büyüttüğümüz bu incileri sana hediye ediyoruz," demişler. Taha incileri alıp arabasının farlarına takmış. Farlar öyle bir ışıldamış ki, denizin her yeri aydınlanmış.
Akşam olunca Taha, yunus arkadaşına ve perisine veda etmiş. Arabası geri dönüp kumsala çıkmış. Taha, babasına, annesine yaşadıklarını anlatmış ve arkadaşlarına yardım etmenin ne kadar güzel olduğunu söylemiş. O gece, Taha arabasını başucuna koyup mışıl mışıl uyumuş. Rüyasında yine deniz altında, dostlarıyla birlikte mutlu mutlu dolaşmış. Unutma Taha, sevgiyle her şey mümkün, yeter ki paylaşmayı ve yardım etmeyi bil!
Bir sabah, Taha arabasıyla kumsalda gezinirken, denizden minik bir yunus seslenmiş: "Merhaba Taha! Ben Yunus Pırıltı. Denizin altında ne harikalar var, görmek ister misin?" Taha çok sevinmiş ama endişelenmiş: "Ama arabam suda gidemez ki!" Tam o sırada, deniz kabuklarından bir peri belirmiş. Üzerinde ışıl ışıl pullar olan peri, gülümseyerek arabaya dokunmuş. Aniden arabanın tekerlekleri yüzgeçlere, gövdesi de pırıl pırıl bir deniz altı aracına dönüşmüş! "Artık hem karada hem denizde gidebilirsin," demiş peri.
Taha çok mutlu olmuş. Arabasına atlayıp denize dalmış. Yunus Pırıltı ona rehberlik etmiş. Mercan ormanlarının arasında yüzmüşler, rengârenk balıklarla yarış yapmışlar. Taha, yolda karşılaştığı küçük bir kaplumbağanın kabuğuna takılan bir yosunu çıkarmış, ona yardım etmiş. Kaplumbağa "Teşekkür ederim Taha! Sen ne iyi kalpli bir çocuksun," demiş. Sonra birlikte bir midye bahçesine gitmişler. Midyeler, Taha’ya içlerindeki incileri gösterip "Sevgiyle büyüttüğümüz bu incileri sana hediye ediyoruz," demişler. Taha incileri alıp arabasının farlarına takmış. Farlar öyle bir ışıldamış ki, denizin her yeri aydınlanmış.
Akşam olunca Taha, yunus arkadaşına ve perisine veda etmiş. Arabası geri dönüp kumsala çıkmış. Taha, babasına, annesine yaşadıklarını anlatmış ve arkadaşlarına yardım etmenin ne kadar güzel olduğunu söylemiş. O gece, Taha arabasını başucuna koyup mışıl mışıl uyumuş. Rüyasında yine deniz altında, dostlarıyla birlikte mutlu mutlu dolaşmış. Unutma Taha, sevgiyle her şey mümkün, yeter ki paylaşmayı ve yardım etmeyi bil!
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!