Ece’nin Hayvan Arkadaşlarıyla Neşeli Gezintisi
Bir varmış, bir yokmuş. Güneşin altın sarısı ışıklarla gülümsediği bir ormanda, küçük bir kız çocuğu yaşarmış. Bu kızın adı Ece’ymiş. Ece’nin en sevdiği şey, kırmızı arabasıyla gezintiye çıkmakmış. Arabası o kadar şirinmiş ki herkes onu görmek istermiş. Bir gün Ece, arabasına binip orman yolunda keyifle sürerken, bir ağacın dalında bir minik kuş görmüş. Kuş cıvıl cıvıl ötüyormuş: “Cik cik cik, Ece nereye gidiyorsun?” Ece gülümsemiş: “Ormandaki arkadaşlarımı ziyarete gidiyorum. Sen de gelmek ister misin?” Kuş sevinçle kanat çırpmış: “Ne güzel, binmek isterim!” Ece arabasının arka koltuğunu açmış, minik kuş yumuşacık tüyleriyle oraya konmuş.
Az gitmişler, uz gitmişler, bir tavşanın yanına gelmişler. Tavşan havuç yiyormuş. Ece durmuş: “Merhaba tavşan kardeş, arabamda yer var, gel sen de bin, birlikte gezelim.” Tavşan havuçlarını sepetine koyup atlamış arabaya. “Teşekkür ederim Ece, ne kadar naziksin!” demiş. Az daha gitmişler, bir kedicik görmüşler. Kedicik bir çiçeği kokluyormuş. “Miyav, miyav, nereye böyle kalabalık?” demiş. Ece “Seni de alalım, daha çok eğleniriz,” demiş. Kedicik de atlamış arabaya. Artık arabada dört arkadaş olmuşlar: Ece, minik kuş, tavşan ve kedicik.
Ormanda dolaşırken birbirlerine masallar anlatmışlar, şarkılar söylemişler. Ece arabasını yavaş sürmüş ki arkadaşları rahatça etrafı izlesin. Sonra bir çayırlığa varmışlar. Orada rengârenk çiçekler açmış. Kuş çiçeklerin üstünde uçmuş, tavşan zıplamış, kedicik yuvarlanmış. Ece de onlara katılmış. Gün bitmek üzereymiş, gökyüzü pembeye boyanmış. Ece arkadaşlarını evlerine bırakmış. Her biri Ece’ye sarılmış: “Yarın yine gelir misin?” diye sormuşlar. Ece “Tabii ki, en güzel arabamla sizi almaya geleceğim,” demiş.
Eve döndüğünde annesi ona süt vermiş, pijamalarını giydirmiş. Ece gözlerini kapatırken arabasını ve arkadaşlarını düşünmüş. O gece rüyasında yeniden hayvanlarla gezintiye çıkmış, hep birlikte mutlu olmuşlar. Ve Ece, tatlı bir uykuya dalmış.
Az gitmişler, uz gitmişler, bir tavşanın yanına gelmişler. Tavşan havuç yiyormuş. Ece durmuş: “Merhaba tavşan kardeş, arabamda yer var, gel sen de bin, birlikte gezelim.” Tavşan havuçlarını sepetine koyup atlamış arabaya. “Teşekkür ederim Ece, ne kadar naziksin!” demiş. Az daha gitmişler, bir kedicik görmüşler. Kedicik bir çiçeği kokluyormuş. “Miyav, miyav, nereye böyle kalabalık?” demiş. Ece “Seni de alalım, daha çok eğleniriz,” demiş. Kedicik de atlamış arabaya. Artık arabada dört arkadaş olmuşlar: Ece, minik kuş, tavşan ve kedicik.
Ormanda dolaşırken birbirlerine masallar anlatmışlar, şarkılar söylemişler. Ece arabasını yavaş sürmüş ki arkadaşları rahatça etrafı izlesin. Sonra bir çayırlığa varmışlar. Orada rengârenk çiçekler açmış. Kuş çiçeklerin üstünde uçmuş, tavşan zıplamış, kedicik yuvarlanmış. Ece de onlara katılmış. Gün bitmek üzereymiş, gökyüzü pembeye boyanmış. Ece arkadaşlarını evlerine bırakmış. Her biri Ece’ye sarılmış: “Yarın yine gelir misin?” diye sormuşlar. Ece “Tabii ki, en güzel arabamla sizi almaya geleceğim,” demiş.
Eve döndüğünde annesi ona süt vermiş, pijamalarını giydirmiş. Ece gözlerini kapatırken arabasını ve arkadaşlarını düşünmüş. O gece rüyasında yeniden hayvanlarla gezintiye çıkmış, hep birlikte mutlu olmuşlar. Ve Ece, tatlı bir uykuya dalmış.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!