Umut Işığı Tavşanı
Bir varmış, bir yokmuş. Yemyeşil çimenlerin üzerinde, rengârenk çiçeklerin açtığı bir ormanda, minicik ve pamuk gibi yumuşacık bir tavşan yaşarmış. Bu tavşanın adı Pamuk'muş. Pamuk'un kulakları o kadar uzunmuş ki, en yüksek ağaçların tepesindeki kuşları bile görebilirmiş. Geceleri gökyüzüne baktığında ise, yıldızlar ona göz kırparmış.
Bir akşam, gökyüzü kararırken Pamuk, yuvasının önünde oturmuş, yıldızları sayıyormuş. O sırada, ormanın diğer ucundan gelen tatlı bir ses duymuş. Bu ses, Umay adında minicik bir kız çocuğunun sesiymiş. Umay, elinde küçük bir fenerle, kaybolan sevimli oyuncak tavşanı Buğlem'i arıyormuş. Buğlem, Umay'ın en yakın arkadaşıymış ve onu çok seviyormuş.
Pamuk, Umay'ın üzgün olduğunu hissetmiş. Hemen yanına zıplamış ve yumuşacık patisiyle Umay'ın eline dokunmuş. "Merak etme," demiş Pamuk, "Ben bu ormanın en iyi koku alan tavşanıyım. Hadi birlikte Buğlem'i bulalım!"
Umay, Pamuk'un bu tatlı teklifine çok sevinmiş. Birlikte, ay ışığının aydınlattığı patikada yürümeye başlamışlar. Pamuk, uzun kulaklarını dikip dinlemiş, minik burnuyla havayı koklamış. "Bu taraftan geliyor!" diye seslenmiş. Bir çiçeğin yanında, bir mantarın arkasında Buğlem'in pembe kulağı görünmüş. Umay, Buğlem'i görünce çok mutlu olmuş, onu kucağına almış ve sımsıkı sarılmış. "Seni çok özledim Buğlem!" demiş.
Pamuk, onların mutluluğunu görünce sevinçle zıplamış. "Gördün mü?" demiş, "Arkadaşlarınla birlikte olduğunda, hiçbir şeyden korkmazsın. Yardımlaşınca her şey çok daha kolay ve güzel olur."
Umay, Pamuk'a teşekkür etmiş. "Sen çok iyi bir arkadaşsın Pamuk," demiş. "Artık sen de benim arkadaşımsın." O gece, Umay, Buğlem ve Pamuk, yumuşacık çimenlerin üzerine uzanmışlar. Gökyüzündeki yıldızlar onlara gülümserken, Pamuk onlara en tatlı masalı anlatmış. Umay, Buğlem'i kucağına almış, Pamuk da yanına kıvrılmış. Hep birlikte, huzur içinde, yıldızların ışıltısında uykuya dalmışlar. Rüyalarında bile birlikte oynamışlar, gülmüşler ve sevgiyle kucaklaşmışlar.
Bir akşam, gökyüzü kararırken Pamuk, yuvasının önünde oturmuş, yıldızları sayıyormuş. O sırada, ormanın diğer ucundan gelen tatlı bir ses duymuş. Bu ses, Umay adında minicik bir kız çocuğunun sesiymiş. Umay, elinde küçük bir fenerle, kaybolan sevimli oyuncak tavşanı Buğlem'i arıyormuş. Buğlem, Umay'ın en yakın arkadaşıymış ve onu çok seviyormuş.
Pamuk, Umay'ın üzgün olduğunu hissetmiş. Hemen yanına zıplamış ve yumuşacık patisiyle Umay'ın eline dokunmuş. "Merak etme," demiş Pamuk, "Ben bu ormanın en iyi koku alan tavşanıyım. Hadi birlikte Buğlem'i bulalım!"
Umay, Pamuk'un bu tatlı teklifine çok sevinmiş. Birlikte, ay ışığının aydınlattığı patikada yürümeye başlamışlar. Pamuk, uzun kulaklarını dikip dinlemiş, minik burnuyla havayı koklamış. "Bu taraftan geliyor!" diye seslenmiş. Bir çiçeğin yanında, bir mantarın arkasında Buğlem'in pembe kulağı görünmüş. Umay, Buğlem'i görünce çok mutlu olmuş, onu kucağına almış ve sımsıkı sarılmış. "Seni çok özledim Buğlem!" demiş.
Pamuk, onların mutluluğunu görünce sevinçle zıplamış. "Gördün mü?" demiş, "Arkadaşlarınla birlikte olduğunda, hiçbir şeyden korkmazsın. Yardımlaşınca her şey çok daha kolay ve güzel olur."
Umay, Pamuk'a teşekkür etmiş. "Sen çok iyi bir arkadaşsın Pamuk," demiş. "Artık sen de benim arkadaşımsın." O gece, Umay, Buğlem ve Pamuk, yumuşacık çimenlerin üzerine uzanmışlar. Gökyüzündeki yıldızlar onlara gülümserken, Pamuk onlara en tatlı masalı anlatmış. Umay, Buğlem'i kucağına almış, Pamuk da yanına kıvrılmış. Hep birlikte, huzur içinde, yıldızların ışıltısında uykuya dalmışlar. Rüyalarında bile birlikte oynamışlar, gülmüşler ve sevgiyle kucaklaşmışlar.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!