Defne ve Hayvanların Prensesi
Bir varmış, bir yokmuş… Ormanın en güzel köşesinde, rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçede küçük Defne yaşarmış. Defne’nin en büyük hayali, bir prenses olup tüm hayvanlarla arkadaş olmaktı. Her sabah uyanır uyanmaz, minik taçını takar, pembe elbisesini giyer ve bahçesindeki kuşlara, tavşanlara, kelebeklere gülücükler dağıtırmış.
Bir gün Defne bahçede oynarken, kanadı hafifçe yaralı bir kelebek görmüş. Hemen yanına koşmuş, avucuna nazikçe almış ve "Merak etme minik kelebek, seni iyileştireceğim," demiş. Defne, kelebeğin kanadına yumuşacık bir yaprak sarmış ve üzerine sevgiyle üflemiş. O anda kelebek parıldamaya başlamış ve kanatları pırıl pırıl olmuş. Kelebek, Defne’nin kulağına fısıldamış: "Teşekkür ederim güzel prenses. Şimdi seninle ormanın kalbindeki gizli prenses bahçesine gitmek ister misin?" Defne çok mutlu olmuş ve hemen "Evet!" demiş.
Kelebek, Defne’yi rengârenk çiçeklerin arasından uçarak bir patikaya götürmüş. Patikanın sonunda, gökkuşağı gibi parlayan bir bahçe varmış. Bu bahçede tavşanlar dans ediyor, kuşlar şarkı söylüyor, minik kirpiler sepetlerle çilek taşıyormuş. Hayvanlar, Defne’yi görünce hepsi bir ağızdan "Hoş geldin, prenses Defne!" diye bağırmış.
Defne şaşkınlıkla sormuş: "Beni nasıl tanıyorsunuz?" Minik bir tavşan atlayarak yanına gelmiş ve "Çünkü sen herkese yardım eden, sevgi dolu bir prensessin," demiş. O gün Defne, hayvanlarla birlikte çilek toplamış, kuşlarla birlikte şarkı söylemiş, kelebeklerle dans etmiş. Herkese yetecek kadar çilek toplamışlar ve hep birlikte neşeyle yemişler.
Gün batımında kelebek, Defne'ye "Artık eve dönme zamanı," demiş. Defne, hayvanlara sarılıp vedalaşmış ve kelebek onu yine bahçesine getirmiş. O gece Defne, yatağında uyumadan önce annesine "Anne, bir prensesin en güzel tacı sevgidir," demiş. Annesi onu öpmüş ve Defne, hayvan dostlarının sevgisiyle tatlı bir uykuya dalmış.
Gökten üç elma düşmüş: biri Defne’ye, biri hayvanlara, biri de masalı dinleyen tüm çocuklara.
Bir gün Defne bahçede oynarken, kanadı hafifçe yaralı bir kelebek görmüş. Hemen yanına koşmuş, avucuna nazikçe almış ve "Merak etme minik kelebek, seni iyileştireceğim," demiş. Defne, kelebeğin kanadına yumuşacık bir yaprak sarmış ve üzerine sevgiyle üflemiş. O anda kelebek parıldamaya başlamış ve kanatları pırıl pırıl olmuş. Kelebek, Defne’nin kulağına fısıldamış: "Teşekkür ederim güzel prenses. Şimdi seninle ormanın kalbindeki gizli prenses bahçesine gitmek ister misin?" Defne çok mutlu olmuş ve hemen "Evet!" demiş.
Kelebek, Defne’yi rengârenk çiçeklerin arasından uçarak bir patikaya götürmüş. Patikanın sonunda, gökkuşağı gibi parlayan bir bahçe varmış. Bu bahçede tavşanlar dans ediyor, kuşlar şarkı söylüyor, minik kirpiler sepetlerle çilek taşıyormuş. Hayvanlar, Defne’yi görünce hepsi bir ağızdan "Hoş geldin, prenses Defne!" diye bağırmış.
Defne şaşkınlıkla sormuş: "Beni nasıl tanıyorsunuz?" Minik bir tavşan atlayarak yanına gelmiş ve "Çünkü sen herkese yardım eden, sevgi dolu bir prensessin," demiş. O gün Defne, hayvanlarla birlikte çilek toplamış, kuşlarla birlikte şarkı söylemiş, kelebeklerle dans etmiş. Herkese yetecek kadar çilek toplamışlar ve hep birlikte neşeyle yemişler.
Gün batımında kelebek, Defne'ye "Artık eve dönme zamanı," demiş. Defne, hayvanlara sarılıp vedalaşmış ve kelebek onu yine bahçesine getirmiş. O gece Defne, yatağında uyumadan önce annesine "Anne, bir prensesin en güzel tacı sevgidir," demiş. Annesi onu öpmüş ve Defne, hayvan dostlarının sevgisiyle tatlı bir uykuya dalmış.
Gökten üç elma düşmüş: biri Defne’ye, biri hayvanlara, biri de masalı dinleyen tüm çocuklara.
▶
🎵 hepbaby Şarkısı
Bu masalı şarkıyla taçlandır!